Krizi Kökeninden Hareketle Teşhis Etmek

Modern ve çağdaş zamanlarda Müslümanların karşı karşıya kaldıkları sorunların, büyük ölçüde epistemolojik kaygılar doğrultusunda teşekkül etmiş olan bir dil üzerinden ifade edildiği ve buna bağlı olarak da epistemolojik araçlarla çözülmeye çalışıldığı söylenebilir. Bu doğrultuda olmak üzere, krizin temel nedenleri olarak Müslümanların daha başlangıçtan itibaren kaderci bir anlayış içerisinde olmaları, akla ve bilime mesafeli bir inanç […]
Müslümanlar Yeniden Sahih Bir Fâiliyet Sergilemek için Hangi Sorunları Çözmeli?

İnsanlık, günümüzde çok katmanlı bir krizle karşı karşıya… İklim ve çevre felaketlerinden işsizlik ve fakirliğe, muhtelif türde şiddet biçimlerinin yaygınlaşmasından dünya ölçeğinde yükselen savaş tehdidine, göçmenliğin kışkırttığı ayrımcılıktan teknolojinin beraberinde getirdiği muhtelif meydan okumalara, hakikate ilgisizlik kalmaktan hazları her şeye öncelemeye, meşru bir otorite tanımama başıboşluğundan her yapabildiğini sonunu düşünmeden yapma eğilimine, […] büyük bir […]
İçtimâî İstiklal Savaşı

1 İnsan zayıf ve muhtaç bir varlıktır; varlığını, kendisine verilmiş olan kabiliyetleri istihdam edip ihtiyaçlarını karşılayarak sürdürür. İhtiyaçlarını karşılayamadığı zaman, o cihette eksik kalır. İhtiyacı karşılama durumu, sorun bağlamının esasını teşkil eder. İhtiyacın olduğu yerde sorun vardır. İhtiyaç, olan ile olması gereken arasında mevcut olan açığın bir formudur. İnsanın tek başına olsun olmasın hep […]
Sorular, Sorunlar ve Kaderimiz

Düşüncelerimiz gibi sorularımız, dolayısıyla sorunlarımız da katmanlı bir yapı arz eder. Sorularımızdan bazıları doğrudan arz üzerindeki bulunuşumuza yönelir. Bunlar en aslî sorulardır ve buradaki varlığımızı anlamlandırmayı amaçlar; nereden geldiğimiz, nerede olduğumuz, bizden ne beklendiği ve nereye doğru gittiğimiz gibi varoluşsal kaygıları dile getirirler. Böyle sorularla ilgili olarak insan türü ortaktır. Sahip olduğu katlanmış bilinç yapısı […]
Sorunu Sorun Etmek: Sahîh İlke, Sarîh Bilgi

İbn Sînâ’nın öğrencisi filozof Ebû Nasr Nesevî, H. 473/M. 1080–1081 yılında matematikçi–filozof Ömer Hayyâm’a bir mektup yazar.1 Nesevî, mektubunda Hayyâm’a, iki konuda tek bir soru sorar: Âlem’in, bahusus insanın yaratılmasında ve insanın ibâdetlerle mükellef kılınmasında Tanrı Teâlâ’nın hikmeti nedir? Nesevî, akabinde, Hayyâm’ı öven beyitlerinde iki meseleyi sırasıyla tekvin ve teklif olarak kavramsallaştırır ve her iki […]
Sorun Ne?

“Bir şey biliniyorsa talep edilemez, bilinmiyorsa da talep edilemez, o hâlde öğrenme imkânsızdır” şeklinde özetlenen meşhur Menon paradoksuna birincisi Aristoteles’e, ikincisi Fârâbî’ye ait olan iki büyük çözüm önerilmiştir. Aristoteles bu paradoksu kuvve–fiil ayrımıyla çözerek öğrenmenin kuvveden fiile intikal olduğunu söylemiştir. Aristoteles’ten Fârâbî’ye kadar paradoksun ele alındığı felsefe metinlerinde kuvve–fiil ayrımının işlendiği görülür. Fârâbî paradoksa yeni […]
Açık Oturum: Sorun

Türker: Bismillahirrahmanirrahim. Teklif dergimizin yeni sayısının açık oturumuna başlıyoruz. Hepiniz hoş geldiniz. Bu sayımızın konusu tek kelimeyle “sorun” ya da İhsan hocamın son toplantıda formüle ettiği şekliyle: Soru–sorun–mesele. Fazlıoğlu: Question, problem, issue, case, vb., ana dilimizde (!) söylersek… Türker: Evet, bundan kastımız şu: İster herhangi bir tefekkür faaliyetinin konusu olacak şekilde ister tek tek […]