İnsanın Teknik ile İmtihanı

Âlet kullanma becerisi, insanın ayırt edici özelliklerinden birini teşkil eder. Bu sayede insan, içinde bulunduğu fiziksel şartların beraberinde getirdiği sınırlılıkları aşma ve kendi içindeki anlamları dışa çıkartarak, dışta yeni varlık durumları meydana getirebilme imkânı kazanır. Bu yönüyle teknik veya sınâ‘a, insan için melekeler gibidir. İnsan bedenine ve ruhuna içkin somatik ve psikolojik melekelerden farkı, onu […]

Ama “Sınır” Nerede? Tabîî Bir Süreç Olarak Teknoloji

Teklif yazılarımızın birçoğunda insanın varlıkça(ontolojik) kâinatın/evrenin bir devamı olduğunu, bilgice(epistemolojik) ise, âleme dönüşen tarafıyla kâinatın insan idrâkinin bir uzantısı hâline dönüştüğünü vurgulamıştık. Daha önceki yazılarımızda gerekçelerini vererek çözümlemeye çalıştığımız bu hâl, insanın Yeryüzünde yaşamakla birlikte, hem ferd hem de toplum olarak, iç–içe geçmiş katmanlı küreler şeklinde, kendi Dünyasında hayat sürdüğünü gösterir. Yine katmanlı kürelerden teşekkül […]

Teknoloji Kullanımından Kaynaklanan Zulümlere Dur Diyebilmenin Hakiki Bir Zemini Var mı?

İnsan hayatta kalmaya ve hayatını kolaylaştırmaya çalışan bir varlık. Eldeki antropolojik verilere göre yerküre üzerindeki bulunuşunun ilk zamanlarından bu yana âletler, araçlar, (…) geliştirme kabiliyetine sahip olmuş. Yapabildiklerini daha etkili (İng. effective) yapabilmek, kendi yapabildiklerini dışsallaştırarak devredebilmek için türlü çeşit teknolojiler geliştirmiş. Bu itibarla teknoloji geliştirebilme, insanın çok temel bir vasfı.    Öte yandan teknoloji […]

Açık Oturum: Teknoloji

İhsan Fazlıoğlu: Değerli dostlar, bugün teknoloji konusunu konuşmak ve söyleşmek için toplandık. Teknoloji, çağımızın en önemli gerçeklerinden biri. Hatta diyebiliriz ki, artık teknolojinin inşâ ettiği bir gerçeklik içinde yaşıyoruz. İçinde yaşadığımız teknolojik gerçekliğin ne olduğu ve ne anlama geldiği üzerinde bir tartışma olacak oturumumuz. Eleştiriler var, savunular var, tamamen karşı çıkanlar var… İnsana sunduğu hayatı […]

Ahlâk İlmi’nin Tarifi: Şerhu’l-Ahlâki’l-Adudiyye’den

Çünkü ahlâk ilminin tarifi, övülen huyları kazanmak ve yerilen huyları terk etmek için bu huylara dâir bilgidir. Ahlâk ilminin konusu; övülenlerin, yerilenlerle değiştirilmesi bakımından insan huylarıdır. Gayesi ise dünya ve ahiret hayatında iftihar edilecek mutluluklar ile insan nefsinin yetkinleşmesidir. Hatta elçi ve nebilerin gönderilmesindeki amaç, inanç konuları hakkında yakinî bilgiye ulaşmanın ardından huyların güzelleştirilmesinden başka […]

Ahlâkîliğin Doğası’ndan

Kendi içinde bir bütünlük oluşturacak şekilde düşünülebilen her türlü toplumsal olgu, insan bireyleri tarafından çizilmiş erdem veya erdemsizlik resimleridir. Temel anlamları insan fertlerinin zihninde bulunan bu resimler, sadece anlamları bakımından değil, doğal bir hareketler bütünü olarak da insan fertlerinde bağımlıdır. Bu bağlamda insan ferdi, eyleme anlam vermesi bakımından metafizik, hareket vermesi bakımından ise fiziksel bir […]

Kant Okumaları: İkinci Kritik’ten

Böylece Tanrı, özgürlük ile ölümsüzlüğü aklımın zorunlu pratik kullanımı amacıyla varsaymam bile olanaksızdır. Eğer teorik akıl için aynı zamanda [ölçüsüz] iç görü gibi bir boş savı yoksaymayacak olursam, aklın böyle bir iç görüye ulaşabilmek için öyle ilkelerden yararlanması gerekir ki, gerçekte yalnız olanaklı deneyimin nesnelerine eriştikleri için eğer bir deneyim nesnesi olmayacak olana uygulanacak olurlarsa, […]

Etika Üzerine

Spinoza’nın Etika’sı modern ve çağdaş Batı felsefesinde önemli bir yere sahiptir. 1677’de yayımlanan bu eser, insan ahlâkî yaşamına dâir son derece rasyonel ve sistematik bir yaklaşım sunar. Spinoza, bu eserde fikirlerini geometrik bir yöntemle geliştirir ve argümanlarını inşa etmek için tanımlar, aksiyomlar, önermeler ve kanıtlamalar kullanır. Eser, en çok Spinoza’nın geliştirdiği varsayılan panteist tezlerle bilinir. […]

Ahlâk–ı Alâî: Ahlâkı İnsan Metafiziği İçinde Kurmak

Favorilere Ekle Ahlâk–ı Alâî, Kınalızâde Ali Çelebi (ö. 1572) tarafından 1563’de Şam’da kaleme alınır. Kınalızâde Ali, eseri, İslâm temeddününde kendinden önce telif edilmiş hemen tüm ahlâk kitaplarını içererek aşacak Türkçe bir metin olarak düşünür. Özellikle Nasîruddin Tûsî’nin (ö. 1274) Ahlâk–i Nâsırî, Celâleddin Devvânî’nin (ö. 1502) Ahlâk–ı Celâlî ve Hüseyin Vâiz–i Kâşifî’nin (ö. 1505) Ahlâk–i Muhsinî […]

Yalçın Koç’un Ahlâk ve Etik Anlayışı

Yalçın Koç, çağdaş İslam düşüncesinin kendine özgü dili ve şeması olan önemli bir düşünürüdür. Anadolu Mayası eseriyle düşüncesinin zeminini temellendiren Koç, onun uzantısı olarak niteleyebileceğimiz eserleriyle aslında yeni bir dil, düşünme biçimi ve mantık kurar. Hatta daha da ötesi içinde yaşadığı dönemin Müslümanlarına Batı ve Doğu düşünme usûl ve esaslarını nasıl okuyabileceklerine dâir bir anlayış […]