Fıkha Ne Oldu?

Mürteza Bedir

Mürteza Bedir



Hukukta Devletin Tekeli

Mecelle’nin yürürlüğe girmesini İslam hukuk/fıkıh tarihinde bir dönüm noktası olarak almak gerekir. Zîra bu tarihten itibaren İslam tarihinde bilinen şekliyle fıkıhtan söz etmek artık mümkün olmayacaktır. Bu hem siyasî/idârî bakımdan hem de ilmî bakımdan böyledir. Ne demek istediğimi biraz açmam gerekirse Mecelle’ye kadar fıkıh ile devlet arasındaki ilişki, kabaca şu şekilde yürüyordu:  Ulema sınıfının merkezî aktörleri olan fakihler (fukahâ), hukukî kuralları (ahkâm–ı şer‘iyye) müntesibi oldukları fıkıh mezhebi (okulu) çerçevesinde formüle ediyorlar ve devletler de onların ortaya koyduğu bu kuralları mahkemelerde uygulanacak yürürlükteki hukukî kurallar olarak kabul ediyordu. Mahkeme sistemi de bu sebeple o şehirde müntesibi olmak kaydıyla birden fazla fıkıh mezhebine ait yargıçlarla çalışıyordu. Dolayısıyla mesela Mısır’da hem Hanefî hem Şâfiî, hem Mâlikî hem de Hanbelî yargıç olabiliyordu. Aynı şekilde Basra’da/Bağdat’ta hem Hanefî hem de Caferî–Şiî yargıç mümkündü. Hukuk kuralının fakih ve onun müntesibi olduğu fıkıh okulu eliyle üretilmesi yasama denilen faaliyetin oldukça karmaşık, sivil bir alanda yürütülen bir etkinlik olduğu anlamına geliyordu. 

Tanzimat öncesinden başlayarak modern devleti kurmaya karar veren Devlet–i Aliyye, yasamayı devlet kontrolü altına almak için birçok devlet organı oluşturdu; işte bunlardan biri Dîvân–ı Ahkâm–i Adliye adı verilen kurumdur; 1868 tarihinde ilk bölümü yayınlanan Mecelle işte bu Divân’ın bir ürünü olarak fıkıh alanını devlet eliyle düzenlemeye karar veren İslam tarihindeki ilk sistematik girişimdir. Fransa’dan doğarak Kara Avrupa’sına yayılan Medenî Hukuk’u kanunlaştırma düşüncesi, kısa bir zaman sonra modern devleti kuran Tanzimat devlet erkanının da ilgisini çekmiş ve böylece Medenî Hukuk’un borçlar, eşya ve medenî yargılama hukuku kısımlarını içeren Mecelle–i Ahkâm–ı Adliye doğmuştur. Hukukun bu bölümleri, artık yukarıda işaret ettiğimiz geleneksel fıkıh yöntemine göre ele alınmayacak; aksine bu kanuna tâbi olarak yürütülecektir. Devletin fıkıh alanını düzenlemeye konu etmesi fıkhı bir daha eski yöntemine dönmemek üzere bir değişime sokmuştur. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun