Halvetin Aşamaları: Afîfüddin Tilimsânî Tecrübesi

Orhan Musahanlı

Orhan Musahanlı



Yunus Emre’nin “Yüz bini birdir dervişin, arada ağyar gerekmez” sözü “sûfîlerin halvet tecrübelerinde görülen farklılıklar onları ayrıştırmaz” biçiminde okunduğunda bu ifade sûfîlerin hakikatte tek bir kaynaktan beslendiklerine işaret eder. Sülûk yoluna girip bunu halvet ile taçlandıran her bir sûfînin yaşadığı tecrübe, özü itibarıyla diğer tüm sûfîlerin halvet tecrübeleriyle aynı hakikatte birleşir. Aralarındaki çeşitlilik ne kadar fazla görünürse görünsün, hepsi aynı mânevî menşeden doğan ortak bir tecrübenin farklı renkleridir. Dolayısıyla bir sûfînin halvette yaşadığı tecrübe, hakikatte yüz bin sûfînin tecrübesiyle aynı hakikate yönelmiş bir yolculuktur. Buna karşılık Necmeddîn–i Kübrâ’nın “Allah’a giden yollar mahlûkatın nefesleri adedincedir” sözü, bu birliğin yalnızca özde mevcut olduğunu, fakat tecrübenin dışavurumunda, sâliklerin kabiliyet ve istidatları ölçüsünde çeşitlilik bulunduğunu gözler önüne sermektedir. Halvetin merkezinde yer alan bu ontolojik birlik, her sâlik için kendine özgü bir tecrübe biçimiyle ortaya çıkar. Her sûfî aynı hakikate yönelse de bunu yaşama tarzı, mizacına ve manevî hazırlığına göre farklılaşır. Bu satırların yazarı, Yunus Emre’nin sözünden hareketle halvet tecrübesinde ortaya çıkan birlik fikrini tek bir sûfînin halvet yorumu ve tecrübeleri üzerinden somutlaştırmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda, Ekberî geleneğin önemli isimlerinden Afîfüddin Tilimsânî’nin hem halvet üzerine yaptığı teorik değerlendirmelere hem de bizzat yaşadığı tecrübelere başvurarak meseleyi ele alacaktır.

Tilimsânî, yalnızca Şeyh–i Ekber Muhyiddin İbnü’l–Arabî’nin değil, aynı zamanda onun en önemli talebesi Şeyh–i Kebîr Sadreddin Konevî’nin de müridi olması hasebiyle, Ekberî gelenek içerisinde müstesna bir konuma sahiptir. Bunun yanında Fâtiha’dan İlâhî İsimler’e, Menâzil’den Mevâkıf’a, Tâiyye Kasidesi’nden Fusûsü’l–Hikem’e kadar uzanan geniş bir literatür üzerine kaleme aldığı derinlikli şerhler, onun tasavvufî düşünce ve yaşantı ile ilgili birikiminin boyutlarını ortaya koymaktadır. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun