Toplumla ilişkiyi kesmeden mânen Hak ile birlikte olmayı ifade eden halvet der–encümen terimi, tasavvufî bir içeriğe sahip. Böyle bir çaba, insan tecrübesini; bu tecrübede açığa çıkanları anlama, anlamlandırma ve açıklamaya ömrünü veren kişiler için nasıl bir karşılığa sahip olabilir? Halvet der encümen kalıbını genelde fikriyat özelde akademi için ödünç alsak içini nasıl doldurabiliriz? Kanaatimizce böyle bir bağlamda halvet der–encümen, halveti anlamsızlaştırma ve zeminsizleştirme yönelimine direnmekten geçer. Bu direnişin ilk adımı, böyle bir yönelimin gerekçelerini ve mahiyetini kavramaktır.
Akademik faaliyetin yüzü, kaçınılmaz olarak dünyevî olana dönüktür. Platon Şölen diyaloğunda tüm varlığı hareket halinde tutan arzunun (aşkın) güzele ve güzelin her dâim bizim olmasına yöneldiğini ifade eder. Bu yönelim, bireysel düzeyde — diyaloğun merkezindeki Diotima figürünün ifadesiyle — ancak güzelin temaşası ile nihayetlenebilir. Böyle bir temaşa, tüm dünyevî kaygıları aşmayla birlikte gerçekleşir. Yine Diotima’nın kendi ifadesiyle, bunun gerçekleştiği ân için tüm hayat yaşanmaya değer. Tasavvuftan bir başka terimi ödünç alırsak hakkıyla gerçekleştirilen bir seyr u sülûk böyle amacına ulaşır. Bazıları bu mutlu sona erebilir. Lâkin bizim bu yazıdaki konumuz böyle bir vuslatın imkânları ile ilgili değil.