Sanat ve Mükellefiyet

Can Habip Türker

Can Habip Türker



Sanat ve ahlâk geniş anlamda pratik aklın tezâhürleridir. Sanat beceri gerektiren insan eylemine delalet ederken, ahlâk beceri türünden olsun veya olmasın doğrudan insan fiilinin yerleştiği çerçeveyi, normatif formu ifade eder. Bu bağlamda hiçbir insan pratiği ahlâkın dışında düşünülemez. Geniş anlamda ahlâkla ilgili bir kavram olan mükellefiyet külfetle aynı kökten bir kelime olup zahmet ve sorumluluk yüklenme demektir; yani mükellefiyet bize zahmet verdiren, emek çektiren yükümlülükler anlamına gelir. Özü gereği beceri veya hüner gerektiren sanat da bize emek çektiren bir pratiktir. Dolayısıyla sanat iki türden yüklenimin, kelime anlamı itibariyle, emeğin bir araya gelmesidir. Birinci türden emek ikinci türden emek’in ahlâkî formunu oluşturur. Bu ikisi birbirinden ayrılamaz. İkinci türden yüklenim bedene emek çektirirken, birinci türden yüklenim nefse emek çektirir. O yüzden, ahilikte olduğu gibi sanat erbabının aynı zamanda ahlâkî bir teşekkül oluşturmaları tesadüf değildir. Bu sanat erbabı ayakkabı, kılıç gibi bir kullanım eşyası yapmayı veya mücevherât türünden bir süs eşyası yapmayı ahlâkî bir eylem olarak görmüşler ve onu sâlih amel kavramı içinde değerlendirmişlerdir.

Salih amel kavramını sözlük anlamı itibariyle “barışçıl eylem” olarak da açıklayabiliriz. Peki, bir sanat pratiği nasıl bir barışçıl bir eylem olabilir? Bunun temelinde Muhammedî Varlık anlayışı yatar. Varlığın ne hal üzere olması murat edilmişse o hale uygun tutum geliştirmenin adı sulh, bunu kendinde gerçekleştiren eylem veya kişiye sâlih denir. Bir sanat eserinin sâlih olması onun hakikatine uygun bir şekilde icra edilmesi, yapılmasıdır. İlgili sanat eseri hangi varlık ilişkisi içinde ortaya çıkacaksa o ilişkinin ortaya çıkmasını sağlamak sâlih sanattır. Örneğin bir kılıcın varlık içinde açığa çıkışı onun el ile sanki onun bir uzantısıymış gibi temas kurabilmesi, kesme işini hakkaniyetle yapabilmesidir. Kılıç ancak iyi ve kolay keserek kendini gösterir. Burada biz bir varlık tezâhürü görürüz. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun